Saturday, January 06, 2007

Hava oldukça kapalı, karanlık ve kasvetli, öğleden önce saat onbir civarları, sisli ya da kirli bir gökyüzü...
Otobüs durağı sakin, herkes evinde olmalı... istediğimde bunu yapabilmem şaşırtıcı ama düşüncelerimle etrafımda ki kareleri dondurabiliyorum, belki gene yaptım çünkü her şey hareketsiz ve renksiz. Durakta ki diğer iki kişi dışında... Birbirlerinden oldukça habersiz görünüyorlar, aynı hizada olmamamız görüşümü engelliyor, bir adım gerye çıkıyorum. Henüz yağmur yağmadığı halde ayağıma bulaşan çamura bakıp istemsiz bir küfür sallıyorum, yüksek sesle ve sağlam bir küfür olmalı, yanımda ayakta olan yavaşça dönüyor, çarpık bir gülümsemesi var, ama sonuçta o bir yabancı; tepkisiz kalıyorum...
usulca diğer yanda elinde dergisi, asık suratıyla oturan kıza bakıyorum, yirmili yaşlarda olmalı, yorgun ve sanki mutsuz gibi.. sanırım yargılamak hayatımı yönetiyor, sadece otobüs bekleyen sıradan biri diye zorluyorum kendimi.. hiç de sıradan değil oysa ki.. sanki o da otobüs beklemiyor ya da aslında hiç bir beklentisi yok, o bankta yaşıyor rahatlığında...Sari Rose olsun ismi, diğer çocuk da Joshin.. bunu da hep yapıyorum, isim vererek daha bir anlam yüklemek kişilere..
Joshin de benim gibi ayakta durmaya devam ediyor, uzun süredir hareketsiz, insan nasıl bu kadar hareketsiz kalabilir ki, tam bunları düşünürken tekrar başını çeviriyor, o gülümseme yüzüne yerleşmiş gibi, gözlerimi kaçıramadan bu kez sesini duyuyorum. "gelmeyecek gibi..." yanıtsız bırakıyorum...

Gelmeyeceği kesin ama gene de bekliyorum, üstelik erken gidip beklemeye başladım, belki demişti üstelik.. evet gelmeyecek kesin ama olsun..otobüse binmeyeli yıllar var ama onu otobüs duraklarında beklemek alışkanlık gibi... sığınağım ilk kez korumuyor beni, Joshin bile farkında gelmeyeceğinin...

Sari Rose dergiden başını kaldırıp ayakta duran bizlere akıyor, kırmızı bir atkıyı küçük bir çocuk gibi sıkıca boynuna bağlamış, -üşüdüğümü hissediyorum, hızla evden çıkıp gelmeyeni beklemek için sabırsızca hareket etmeme kızıyorum...- kibritin çakışıyla bir ses ve aydınlanma beni bölüyor, derin bir nefes ve etrafını saran duman...
paketi kaldırıp bize uzatıyor, "gelmeyecek gibi.. evet.."
joshin içip içmediğimi umursamaz bir sakinlikle uzanıp iki sigara alıyor paketten, ben de içip içmediğimi sorgulamadan yakılan sigaradan bir nefes çekip oturuyorum..
Artık üçümüzde oturuyoruz...